Yeni sezonun ilk açılış konuğu, Bayburt’un ve Türkiye’nin Avrupa’dan ödüllü müzesi olan Kenan Yavuz Etnografya Müzesi’nin kurucusu Kenan Yavuz oldu.

Programda “Bir Sahiplenme Hikayesi” başlığıyla katılımcılara seslenen Yavuz; kültür, sanat, geçmişe bağlılık, göç olgusu ve Anadolu irfanı üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Kültür ve Sanat Vurgusu: "Şehirler Kültür Üzerinden Okunur"

Konuşmasında şehirlerin kimliği ve gelişmişliğinin doğrudan kültür ve sanat üzerinden okunduğunu belirterek sözlerine başlayan Kenan Yavuz, kültürü özümsemeyen bir şehrin hiçbir alanda kalıcı başarı yakalayamayacağının altını çizdi. Üretim, sanayi ve hayvancılık gibi tüm girişimlerin kültürel bir temel üzerine kurulmadığı takdirde sürdürülebilir olamayacağını ifade eden Yavuz, bu vizyonu yaşatan BAYDER yönetimine ve başkanı Fatih Dündar’a teşekkür etti.

Bayburt’un Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında ruhuyla ve fiziki yapısıyla büyük bir rol oynayan kadim bir şehir olduğunu belirten Yavuz, şehrin mutasavvıfları, şairleri ve yazarlarıyla yeniden özüyle buluşması gerektiğine işaret etti.

"Köylerden Şehirlere Kaçış Bir Felakettir"

Geçmişte ekonomik imkansızlıklar nedeniyle insanların mecburen gurbete gittiğini hatırlatan Yavuz, günümüzde ise her türlü imkan olmasına rağmen köyleri terk ederek büyük şehirlere yönelen nüfusu eleştirdi. Bu durumu Amerikan filmlerindeki "altına hücum" sahnelerine benzeten Yavuz, şunları kaydetti:

"Geçmişte elektrik, su ve yol yoktu; nüfusu besleyecek ekonomik hareketlilik olmadığı için insanlar gurbete gitmek zorundaydı. Şimdi bakıyorum, her şey var ama insan yok. Zannediyorduk ki devlet yatırımları artınca göç duracak; aksine hızlanarak devam ediyor. Oysa toprakla, gökyüzüyle, suyla barışık bir yaşam olan köy hayatı ve çiftçilik küçümsenmemeli."

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gelecekte güvenlik görevlileri gibi pek çok meslek grubunun yerini robotların alacağını ve büyük şehirlerdeki yığılmanın işsizlik riskini artıracağını vurgulayan Yavuz, geleneksel üretime ve kırsala sahip çıkılması çağrısında bulundu.

Babasının Vasiyeti ve "Sahiplenme" Anlayışı

Köyüne dönüş hikayesinin temelinde derin bir ahde vefa ve babasının vasiyeti bulunduğunu ilk kez bu kadar detaylı paylaştığını belirten Kenan Yavuz, PETKİM'de genel müdürlük yaparken kendisini ziyaret eden babasının şu sözlerini aktardı:

"Oğlum, köyünü unutma!"

Bu anı üzerinden Anadolu irfanının başkası için kaygılanma erdemine dayandığını belirten Yavuz, “Başkası için, ülkesi için, komşusu için bir şey yapma arzusu duymayan insan ömrünü boşa harcamıştır. Biz emanet edilen her şeye sahip çıkma medeniyetiyiz” dedi.

Geçmişi yok etme refleksinin toplumsal bir Alzheimer sürecine yol açtığını belirten Yavuz, müze projesinin temelinde kaybolmaya yüz tutmuş hatıraları, sandıkları ve kültürel değerleri yeniden gün yüzüne çıkarma çabası olduğunu ifade etti. Amatör bir ruhla tandır başında başlattıkları çalışmanın bugün uluslararası bir başarıya dönüşmesinin kendisini bile şaşırttığını belirten Yavuz; geçmişine sahip çıkan bir toplumun edebiyatta, şiirde ve dilde de yeniden zenginleşeceğini kaydetti.