banner520

Baksı Kültür Sanat Vakfı İstanbul'da kutlama gecesi düzenledi

Baksı Kültür ve Sanat Vakfı 2014 Yılı Avrupa Müze Ödülü ve müzeye destek verenler için kutlama gecesi düzenledi.

Baksı Kültür Sanat Vakfı İstanbul'da kutlama gecesi düzenledi
04 Kasım 2014 Salı 07:40

 Raffless İstanbul Zorlu Center çok amaçlı salonunda düzenlenen geceye İstanbul Valisi Vasip Şahin, Baksı Müzesi Kurucusu sanatçı Prof.Dr. Hüsamettin Koçan, Baksı Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Oya Koçan,  SOCAR Türkiye Başkanı( CEO) Kenan Yavuz, Bayburt Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yumak, Bayburt Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Önder Karaoğlu, Baksı Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rana Erkan Tabanca, Baksı Müzesi’sine hamilik yapan Polimeks Yönetim Kurulu Başkanı Erol Tabanca, Mudo’nun yaratıcısı ve kurucusu Onursal Başkanı Mustafa Taviloğlu, sanat eleştirmeni Doğan Hızlan, Türk heykel sanatçısı Seyhun Topuz, Sabancı Müzesi Müdürü Dr.Nazan Ölçer, Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker, Baksı Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri, Baskı Kültür ve Sanat Vakfı’nın platin, altın ve bronz hamileri, Baskı Kültür ve Sanat Vakfı yönetim kurulu üyeleri, çok sayıda sanatçı ve sanatsever il davetliler katıldı.

Geceye ayrıca SOCAR Türkiye Başkanı( CEO) Kenan Yavuz’un katkılarıyla Febus Medya Ajans Başkanı Kürşat Okutmuş, ve Bayburt’tan 5 medya mensubu katıldı.

BİZİMKİSİ SESSİZ, SAKİN, BARIŞÇIL BİR GERİ DÖNÜŞ HİKAYESİ

Sunuculuğunu Melis Aygen’in yaptığı gece Baksı Müzesi’ni tanıtan sunumla başladı.  Gecede ilk konuşmayı Baksı Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rana Erkan Tabanca yaptı. Tabanca ‘Dünyayı güzel kılan nedir ? Dünyanın ta kendisi ? Yani doğa, doğadan olan ve doğal olan’ sözleriyle konuşmasına başlayan Tabanca, "Bu kadar basit aslında.  Biz insanlar doğadan ve doğal olandan gittikçe uzaklaşıyoruz. Halbuki doğa herşeyi yaratmış, rengi, kokuyu, dokuyu hem canlıda hem cansızda. Tek kaidesi uyum. Tohum ona uygun toprakta kökleniyor, can buluyor ve en güzel meyvasını sunuyor. İnsan ise köklü ve kanatlı tek varlık. Uçup gitmeye çok meraklı olsa da aslında köküne çok bağlı. Köküne ne kadar yakın olursa o kadar doğallaşıyor ve o kadar mutlu oluyor.  Ne kadar geriye bakarsa o kadar ilerisini görüyor. Bu gün dünyanın birçok yerinde insanlar köklerinden zorla koparılırken, bizimkisi sessiz, sakin, barışçıl bir geri dönüş hikayesi... doğaya dönüş, doğala dönüş. Şimdi size bir ip vereceğim ucu burdan  bin 184 km uzakta bir tezgaha uzanacak, başında bir kadın var ehram dokuyan, atölyelerde, kütüphanede Miro'ya açılan heykelli yol sergisini gezen meraklı çocuklar var. Bu ipin ucunda umut var, aydınlık var, geleneksel ve çağdaşın buluşması, kucaklaşması var ve bütün bunları hayata geçiren hayallerin gerçeğe dönüştüğü ; eğitim, üretim ve sanat var "dedi.

BEN ORDA UÇSUZ BUCAKSIZ BİR HİÇLİĞİN ORTASINDA HEPLİĞİ BULDUM

Baksı için bir araya geldiklerini kaydeden Tabanca, "Bu gece Baksı için birlikteyiz. Baksı çağdaş sanatla yaratılan geri donuşumun en güzel örneği. Tutku ve gönülle yapılan her şey er ya da geç hakkını buluyor.Ben Baksılıyım. Baksılıyım çünkü Baksı eşi benzeri olmayan bir proje ve ülkemde daha çok Baksılar görmek istiyorum. Ben orda uçsuz bucaksız bir hiçliğin ortasında hepliği buldum. Egolardan uzak berrak bir güzellik buldum. Baksı burada olan ve olamayan birçok kişinin desteği ve emeği ile hayata geçti ve Avrupa Konseyinin en büyük ödülünü aldı. Bunun en önemli sebebi bence temsil ettiği cesaret, doğallık ve geri dönüş hikâyesi. Biri onu rüyasında görmeseydi, birileri onun yapacağına inanmasaydı ve başkaları da ona destek olmasalardı inanın göklere değecek hiç bir şey yapılmazdı. İste onu rüyasında gören, gerçekleşmesi için yıllarını veren ve gerçekten göklere değecek bir değer ortaya çıkaran sevgili Prof Dr. Hüsamettin Koçan " ifadeleriyle Baksı Müzesi Kurucusu Hüsamettin Koçan’ı kürsüye davet etti.

İlk etapta bayraktar köyünde bir konak yapmak için yola çıktıklarını belirterek konuşmasına başlayan Koçan, " Bu konak bizim geleneksel kültürümüzü sürdürecekti. Onun yanında ilaveten bir kütüphane koyacaktık. Bizim kadınlar ehram dokurlar diye birkaç tane de tezgah koyacaktık. Bunları 1987’de düşünmüştük. Aradan yılar geçti 2 binli yılları budu. Şimdi 2014’teyiz. Aslında ben doğduğum köye gittim. Kendi öykülerime kendi hikâyelerime gittim. Annemi ve yalnızlığını ve bekleyişini  düşündüm. Zannediyorum ki annemin o bekleme sabrından çok şey öğrendim. Biz de erkekler aslında savaşçıdır giderler ekmek için mücadele ederler. Babam da öyleydi, iki yılda bir gelirdi ve biz o çok güzel yakışıklı adamı hep beklerdik. Onun için de babama yönelik büyük bir sevgim her zaman oldu; ama zannediyorum ki annemden daha çok etkilendim. Aslında onun için de bizim Baksı Kültür Sanat Vakfı kadınlar tarafından yönetiliyor "dedi.

BASKI MÜZESİ BİR YANIYLA GEÇMİŞE DAYALI BİR YANIYLA GELECEĞE UZANAN BİR METİNDİR, BİR ÖYKÜDÜR

Baksı Müzesi’nin bir gönül bir geri dönüş ve kendi ile hesaplaşma meselesi olduğunu ifade eden Koçan, " Çağımız artık insanların kimlikleri üstünden okunabilir bir çağ olmanın ötesine geçti. Her şey çok birbirinin içerisinde eridi ve kayboldu. Onun için bizim Baksı Müzesi, benim bir sanatçı ve akademisyen olarak tüm bu yok oluşa, erimeye karşı, bütün bu kopmalara karşı üretebileceğim bir çözümdü. Bu çözüm neydi? Doğduğu toprağa gidip, oradaki öyküleri iyi bildiği toprağa gidip ve o öykülerden bu çağa doğru bir metin oluşturmak. Baskı Müzesi bir yanıyla geçmişe dayalı bir yanıyla geleceğe uzanan bir metindir, bir öyküdür. Ben bu öykünün bir parçasıyım. Bu öykünün bütünü benim değil. Bu öykünün bütünü bugüne kadar da Baksı’ya bu güne kadar destek veren dostlarımındır. Yani sizlerindir "diye konuştu.

MÜCADELE ETTİĞİM PROJENİN ULUSLARARASI BİR BOYUTTA ONAY GÖRMESİ NEDENİYLE ÇOK GURURLUYUM.

Coşkun bir dost topluluğu ile bir arada olmasını Baksı Müzesi’ne bağlayan Koçan, " Ben bugün çok gururluyum. İçinde mücadele ettiğim projenin uluslararası bir boyutta onay görmesi nedeniyle çok gururluyum. Kendi doğduğum toprağa selam götürdüğüm çok mutluyum. Kendi doğduğum topraktaki insanların geleceklerinin daha mutlu olmaları için sanatın, tasarımın bir ilaç bir çare olabileceğini düşündüğüm ve bu konuda belli bir yürüyüş yaptığım için çok mutluyum. "şeklinde konuştu.

BAKSI İYİ KALPLİ İNSANLARIN PROJESİDİR

Baksı’nın aynı zamanda bir risk projesi olduğunu anlatan Koçan, "  Baksı bir dağın başına gitme projesiydi. Bu proje daha farklı bir şeydi, çok fazla donanımı olmadan gittiğimiz bir topraktı; ama bir şeyden çok eminim. Orası benim doğduğum topraktır. Ora bana bun anlamda her türlü desteği verecektir. Zamanla gördüm ki insanlık için düzgün iyi şeyler yapmak isteyen herkese bu dünyada destek verecek iyi kalpli insanlar var. Baksı iyi kalpli insanların projesidir. O nedenle burada sevgili dostlarımı selamlamak istiyorum. Benim sanatçı dostlarım her zaman bu projenin sahibi oldular. Bu projeye ta başından heyecan duyanlar sanatçılardı. Bizim köyün çocuklarıydı, kadınlarıydı. Sonra gurbetçiler çok sevdiler bu projeyi ve bu projeyi sanata ve kültüre inanan iyi yürekli insanlar çok sevdiler ve desteklediler "dedi.

BAKSI’NIN GELECEK İÇİN BÜYÜK PROJELER DÖNGÜSÜ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

Baksı’nın kendi süreci içerisinde bu kadar onurlandırılmayı hak edip etmediğini düşündüğünü açıklayan Koçan, " Baksı Müzesi projesine destek veren herkes çağımız açısından son derece onurlu bir işe destek verdiler diye düşünüyorum. Ben Baksı’nın gelecek için büyük projeler döngüsü olduğunu düşünüyorum. Bizim bu ödülü almamızdaki gerekçe de gayet basittir. Bir perifeye gidip göç veren bir bölgeye gidip o bölgede sanat ve tasarım ile bir köprü kurmak, onu bir aracı olarak kullanmak. İkincisi kültürel demokrasiye katkı üretmektir. O da şudur. Biz akademik bütün söylemleri bir kenara ittik. Biz hiçbir müzecilik şablonuna uymuyoruz. Hayata ve deneyimlere büyük bir değer verdik ve o deneyimlerden yola çıkarak yeni bir proje yaratmaya çalıştık. Onun için bizim projemizin ödül alan büyük bir yanı da tamamen özgün ve kendine ait bir konsepti olabilmesidir. Biz yaşamı her zaman çok sevdik. Yaşama her zaman ilgi ve saygı duyduk. Biz yaşamı değiştirmek yerine zenginleştirmek istiyoruz. Aslında Baksı’nın yaptığı o. Belki bu nedenle Baksı hak ettiğinden daha fazla desteğe değer bulunuyor. Avrupa Parlamentosu Baksı’yı müzecilik açısından ufuk açıcı olarak değerlendiriyor. O da aslında kuralsızlığından geliyor. Kendi hayatımızdan yola çıkarak ürettiğimiz değerlerden geliyor "diye konuştu.

Koçan, geceye katılan sanatçılara, sponsorlara, hamilere ve davetlilerle geceyi paylaştığı için çok gurur duyduğunu belirterek katılımcılara teşekkürlerini ileti.

SOCAR Türkiye Başkanı( CEO) Kenan Yavuz ise konuşmasına Baksı’nın bir gurbetin hikayesi olduğun belirterek başladı.

BAKSI MODERNİTEYE KARŞI BİR İSYAN PROJESİ

Baksı’nın içinde barındırdığı anlamı içinde hissettiğini dile getiren Yavuz, " Baksı bir hasretin hikayesi. Baksı bir isyan, bir kabulleniş, bir başarı. Baksı günümüzde üzerimizden buldozer gibi geçen moderniteye karşı bir isyan projesi. Biz hocamla beraber hasret kuşağının, gurbet kuşağının çocuklarıyız. Hocam babasını uğurladığı o noktaya Baksı Müzesini yaparak gurbeti ve hasreti kendi içinde bitirdi ve babası ile buluştu. "dedi.

BU BAŞARI HİKAYESİNİ ANLATACAK KELİME BULMAK O KADAR ZOR Kİ

Gurbet ve hasret hikayelerinin bitmesi gerektiğini dikkati çeken Yavuz, " Herkes doğduğu yerde doymalı. 1950 yılından beri sanayileşme, transformasyon, şehre göç artık bir noktada dur demeli ve Anadolu’nun her tarafına, kültürü, sanatı, üretimi, istihdamı yaymalıyız. Çünkü bizim doğduğumuz yıllarda o topraklarda hiçbir şey yoktu. Köyümüze 1983 yılında elektrik geldi. Ama şimdi hakikaten her şey var. Altyapı anlamından inanılmaz güzel işler başardık. Ama şimdi herşeyin çok olduğu insanın olmadığı bir döneme geldik. Topraklarımız mahzun, göç çok iç yaralayıcı. İnsanlarda büyükşehirlerde yaşama gibi bir paradigma, bir hastalık, psikolojik bir travma var. Bütün bunları aşmanın yolunu da hocam bulmuş. Bu başarı hikayesini anlatacak kelime bulmak o kadar zor ki. Hocamıza çok şey borçluyuz. Bütün hepimiz doğduğumuz topraklara doğru yönelerek, Anadolu’nun kadim kentlerini, topraklarımızdaki tarihi, kültürümüzü, geçmişimizi yaşatarak betonlaşmadan uzak hayatımızı yeniden tanzim etmek zorundayız. "ifadelerini kullandı.

Önümüzdeki yıl sanayileşme tarihinin en önemli kuruluşlarından PETKİM’in 50.yılını kutlayacaklarını bildiren Yavuz sanatın yol göstereceğini sanatın üzerine de ülkeyi muasır medeniyeti aşma ülküsüne doğru daha fazla yaklaştıracaklarını söyledi.

Yavuz, önümüzdeki yıl Hüsamettin Koçan hocanın Baksı’da yapacağı sanat faaliyetlerinin sponsorluğunu üstlenerek 50. Yıl faaliyetlerini zenginleştireceklerini kaydetti.

İstanbul Valisi Vasip Şahin ise aşk, vefa ve sıla bir araya gelince ortaya çıkan şeyin çılgın kelimesi olduğunu belirterek Hüsamettin Koça hocaya ‘iyi ki çılgınlık yaptınız. İyi ki çılgınca davrandınız ve iyi ki bunu Baksı’da gerçekleştirdiniz. Size şükranlarımı arz ediyorum. Bütün dostlarınıza, destek veren hamilerinize, sizi alkışlayan herkese teşekkürlerimi sunuyor, başarılarınızın devamını diliyorum. En çok da Avrupa Müzesi ödülünü ülkemize getirdiğiniz için size şükranlarımı sunuyorum.’ cümlelerini paylaştı.

Baksı Müzesi hamilerinden Polimeks Yönetim Kurulu Başkanı Erol Tabanca, Mudo’nun yaratıcısı ve kurucusu Onursal Başkanı Mustafa Taviloğlu, sanat eleştirmeni Doğan Hızlan, Türk heykel sanatçısı Seyhun Topuz, Sabancı Müzesi Müdürü Dr.Nazan Ölçer de gecede bir konuşma yaptı.

Ardından platin, altın ve bronz hamilere ödülleri takdim edildi. Platin üyelerden Ali Akkanat adına Özlem Merter’e, Ali Güreli’ye, Erol Tabanca’ya, Mehmet Kurukahveci’ye, Mustafa Taviloğlu’na, Kenan Yavuz’a, Oya Eczacıbaşı yerine oğlu Emre Eczacıbaşı’na, Vuslat Doğan Sabancı adına Doğan Hızlan’a ve Faruk Malhan’a ödülleri Bayburt Valisi Vasip Şahin ve Baksı Müzesi Kurucusu Hüsamettin Koçan tarafından takdim edidi.

Altın hamiler İskender Atakan, Oktay Duran, Metin Kaşo ve bronz hamilerden Turgay Artam, Prof.Dr.Esra Ekmekçi-Çalıcoğlu’ya ödülleri verildi.

Sonra sponsorlardan Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cem Sipahi’ye, Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker’e, Miro’ya Açılan Heykelli Yol sergisinin gerçekleşmesini sağlayan sponsorlardan müzeyi tümüyle sigortalayan Öz Sigorta’dan Ali Raik Erüstün’e, EAE Elektirk’ten Elif Kaya Ok’a, Asimetrik Ses ve Işık Görüntü Sistemleri’nden Metin Çelikbilek’e, Enel Enerji Elektron’dan Zülfidan Yaner’e, Cimtav Elektrik’ten Mehmet Çinsar’a ödülleri verildi.

Ardından küçük Baksı dostu 14 yaşındaki Koç Lisesi 1.Sınıf öğrencisi Selina Pirinçcioğlu’na, hizmet sponsorları The Sofa Otel’dan Ali Güreli’ye, Grup 7 İletişim’den Anna Turay’a, tasarımcı Savaş Çekiç’e, Ersa Taşımacılık’tan Kamil Aktaş’a, Brand Travel’den Metin Süerkan’a, fotoğrafçı Kerim Ayhan Yanık’a, Özlem Süer Moda’dan Özlem Süer’e, gece için seferber olan Raffles İstanbul Zorlu Genel Müdürü Tarek Mourad’a, dDF Dream Design Factory’den Esra Ekmekçi Çalıcıoğlu’na, fotoğraf ve video çekiminde destek olan Ozan Çakmak’a,  ödülleri verildikten sonra gece büyük bir coşku ve alkışlarla Baskı Kültür ve Sanat Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Oya Koçan, başkan yardımcısı Rana Erkan Tabanca, yönetim kurulu üyeleri Esra Ekmekçi, Özlem Süer, Tuğba Jabban, Anna Turay, Emine Tusavul, Feride Çelik, Tuğçe Çanakçı, Zeynep Çiftçioğlu’nun sahnede katılımcıları selamlamasıyla sona erdi.






Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.