banner399

28 Şubat: Unutmuyoruz, affetmiyoruz!

28 Şubat kararlarının 16. yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yapan Eğitim İlke-Sen bazı mağduriyetlerin devam ettiğini hatırlatırken “darbe sürecini de dönemin aktörlerini de unutmuyoruz, affetmiyoruz!” dedi

28 Şubat: Unutmuyoruz, affetmiyoruz!
28 Şubat 2013 Perşembe 17:48

banner476

 28 Şubat sürecine adını veren MGK kararlarının açıklanmasının üzerinden 16 yıl geçmesi dolayısıyla Eğitim İlke-Sen (İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası) adına Genel Başkan Doğan Özlük bir açıklama yaptı. “Toplumu değil kendi çıkarlarını esas alan iktidar sahiplerinin askeri vesayet altında yürüttükleri bu süreç, her alanda ciddi sorunlara yol açtı. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağıyla başlatılan ve direnç gösterilemedikçe ilerleyen baskıcı ve yasakçı uygulamalar, bugüne kadar 10 milyondan fazla öğrenciyi ve kamu çalışanını mağdur etti. Milyonlarca öğrenci katsayı engelinden ötürü hak ettikleri öğrenimi sürdüremedi. Siyasi yargı kararlarıyla tutuklamalar oldu ve hâlen brifingle hareket eden mahkemelerin aldıkları kararlar dolayısıyla özgürlüğü gasp edilmiş onlarca insan cezaevinde. Birçok insan çalışma imkanını kaybetti ve aileleriyle birlikte ciddi sıkıntılar çekti. Tüm bu ve diğer yaşanmışlıklardan ötürü darbe sürecini de dönemin aktörlerini de unutmuyoruz, affetmiyoruz!” dedi.

 

28 Şubat’ın sembol uygulaması başörtüsü yasağının hem kamu çalışanları için hem de ilk ve ortaokullar ile liselerdeki öğrenciler için devam ettiği ifade edilen açıklamada “28 Şubat sürecinin bugün gelinen nokta itibariyle amacına nispeten ulaştığı görmek de ibret vericidir. Evet; İslami kimliğin sistem karşısında bir alternatif sunma potansiyelinden çekinen egemen aklın kendini koruma refleksi sergilediği o dönemdeki baskı politikaları nispeten geride kalmıştır; lakin dünyaya yeni bir söz söyleme ya da başka bir alternatif sunma iddiasında olması gereken Müslümanlar da bu süreç içinde tüm iddialarını terk etmişler; siyasi ve ekonomik düzeni değiştirmek yerine kendilerini düzene uygun bir hale getirmişlerdir. Bugün düşünülmesi gereken Müslümanların 28 Şubat’ta sistem tarafından neden ‘tehdit’ olarak algılandıkları değil; bugün neden böyle algılanmadıkları olmalıdır.” şeklinde bir özeleştiri de yapıldı.

 

 

28 ŞUBAT: UNUTMUYORUZ, AFFETMİYORUZ!

 

28 Şubat kararlarının açıklanmasının üzerinden 16 yıl geçti. Toplumu değil kendi çıkarlarını esas alan iktidar sahiplerinin askeri vesayet altında yürüttükleri bu süreç, her alanda ciddi sorunlara yol açtı. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağıyla başlatılan ve direnç gösterilemedikçe ilerleyen baskıcı ve yasakçı uygulamalar, bugüne kadar 10 milyondan fazla öğrenciyi ve kamu çalışanını mağdur etti. Milyonlarca öğrenci katsayı engelinden ötürü hak ettikleri öğrenimi sürdüremedi. Siyasi yargı kararlarıyla tutuklamalar oldu ve hâlen brifingle hareket eden mahkemelerin aldıkları kararlar dolayısıyla özgürlüğü gasp edilmiş onlarca insan cezaevinde. Birçok insan çalışma imkanını kaybetti ve aileleriyle birlikte ciddi sıkıntılar çekti. Tüm bu ve diğer yaşanmışlıklardan ötürü darbe sürecini de dönemin aktörlerini de unutmuyoruz, affetmiyoruz!

 

28 Şubat’ın sembol uygulaması başörtüsü yasağı bugün kamuoyundaki yanılsamalara rağmen sürmektedir. Üniversite kampüsleriyle sınırlı bir serbestliğin, sorunun bittiği şeklinde kabul edilmesi mümkün değildir. Daha acısı, bugün yasağı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için, ilk ve ortaokul ile liselerde öğrenciler için sürdürenler; 28 Şubat döneminin hedef aldığı kesimin mensuplarıdır. O gün karşı çıkılan yasağın, bugün bir takım siyasi kaygılarla kaldırılmamasının izah edilebilir bir tarafı yoktur!

 

Başörtüsü yasağının mağdur ettiği tek kişi dahi kalsa 28 Şubat’ın izlerinin silindiği yine söylenemez! Siyasi yargı kararlarıyla ceza almış ve hapis yatmakta olan insanlar varken 28 Şubat’ın herkes için geride kaldığı iddia edilemez! Dini ya da etnik kimliğinden ötürü hakkı ve özgürlüğü gasp edilmiş, baskıya uğrayan tek kişi dahi olsa mevcudu koruma adına zulme sessiz kalınamaz!

 

16 yıl sonra, 28 Şubat aktörlerinin yargılanıyor olmasına bakılarak, sürecin bittiğini düşünmek yanıltıcı olabilir. Nasıl ki 12 Eylül davasıyla darbeci komutanların yargılandığı bir vasatta 12 Eylül düzeninin getirdiği siyasal ve ekonomik düzen işlerliğini koruyorsa; benzer bir durum 28 Şubat için de geçerlidir. Mevcut egemen akıl, hâlâ toplumsal menfaatleri değil devlet bürokrasisinin devamlılığını esas almakta; hikmetinden sual olunmaz bir anlayış ile düzeni topluma karşı muhafaza etmeye çalışmaktadır! Adına ‘kazanım’ denilenler ise toplumsal bir muhalefetin sonucu değil, rıza kazanmak için atılmış konjonktörel adımlardır.

 

Bir özeleştiri olarak; 28 Şubat sürecinin bugün gelinen nokta itibariyle amacına nispeten ulaştığı görmek de ibret vericidir. Evet; İslami kimliğin sistem karşısında bir alternatif sunma potansiyelinden çekinen egemen aklın kendini koruma refleksi sergilediği o dönemdeki baskı politikaları nispeten geride kalmıştır; lakin dünyaya yeni bir söz söyleme ya da başka bir alternatif sunma iddiasında olması gereken Müslümanlar da bu süreç içinde tüm iddialarını terk etmişler; siyasi ve ekonomik düzeni değiştirmek yerine kendilerini düzene uygun bir hale getirmişlerdir. Bugün düşünülmesi gereken Müslümanların 28 Şubat’ta sistem tarafından neden ‘tehdit’ olarak algılandıkları değil; bugün neden böyle algılanmadıkları olmalıdır.

 

EĞİTİM İLKE-SEN

İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası


Etiketler; #28 ŞUBAT

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.