İmaç açıklamasında “Yalnızca organ ve doku nakli ile tedavi edilebilecek hastalıklar ülkemizde büyük sorun teşkil ediyor ve maalesef genellikle ölüm vakaları ile son buluyor. Dünyada ilk başarılı organ nakli 1905 yılında gerçekleştirilen kornea nakli, Türkiye’de ise 1975 yılında gerçekleştirilen böbrek naklidir. İlk başarılı nakillerin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen günümüzde organ bağışı ve naklinin hâlâ yeterince yaygınlaşamaması ise gerçekten üzüntü verici. Bu duruma dikkat çekmek ve organ bağışı oranını arttırmak amacıyla her yıl 3-9 Kasım tarihleri arası ülkemizde ‘Organ Nakli Haftası’ olarak kutlanıyor; Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan afişler, yayınlar halka dağıtılarak ve çeşitli oturumlar düzenlenerek halkın organ nakli ve bağışı konusunda bilinçlenmesi hedefleniyor.

            Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu gibi ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biridir. Organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar, uygun ortam bulunamadığı takdirde yaşamlarını kısa bir süre içerisinde kaybetmektedir. Bugün 30.562 kronik böbrek yetmezliği hastası diyaliz cihazlarına bağlı olarak, bir gün böbrek nakli olabilmek umuduyla yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Nakil bekleyen hastaların bazıları ise tedavi olabilmek umuduyla yurt dışında çareler aramaktalar.

           Organ ve doku nakli; canlıdan ve kadavradan olmak üzere iki şekilde gerçekleştirebilmektedir. Trafik kazası, kurşunlanma, beyin kanaması vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam ederken, beyin ölümü denilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları bağışlandığı takdirde bunlar kadavra donör olarak tanımlanmaktadır.            Böbrek, karaciğer, pankreas, kalp, kalp kapakları, kornea kadavradan nakillerde kullanılmaktadır

           Organ nakli gereken hastanın eşi ve yakın akrabaları doku, kan grubu vb. uyum mevcut ise organ bağışında bulunabilmektedir. Bunlar canlı donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil yapılabilen organlardır.

                  Beyin ölümü beyin fonksiyonlarının irreversibi (geri dönüşümsüz) olarak kaybolmasıdır. Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve dolaşım ancak yoğun bakım koşullarında venilatör gibi destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilmektedir. Solunum ve kalp atımları yapay olarak sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları yapay olarak sürdürülmez. Bu nedenle kişi beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul edilir. Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36 saat sonra beyin dışındaki organlar da fonksiyonlarını kaybederler. Beyin ölümü tanısı akmış kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir. Beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra bu kişiler kadavra donör olarak adlandırılır. Bu donörlerde en kısa süre içerisinde (organlar fonksiyonunu kaybetmeden önce) organların alınarak bekleyen hastalara nakledilmesi gereklidir.

                       Ülkemizde organ ve doku nakil hizmetleri 1979 yılında yürürlüğe giren 2238 sayılı “Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun” ile yürütülmektedir. Ancak, organ ve doku nakli hizmetlerinin yürütülmesine dair yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla, “Organ ve Doku Hizmetleri Yönetmeliği” hazırlanmış ve bu yönetmelik 1 Haziran 2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda ve denetiminde “Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon sistemi” kurulmuştur.

                    Ulusal koordinasyon sisteminin yürütülmesi amacıyla Bakanlığımız Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olmak üzere, Ankara’da Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezi(UKM) Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya ve Kayseri illerinde Bölge Koordinasyon Merkezi kurulmuştur. Ülke genelinde her hangi bir hastanede organ bağışı gerçekleştiğinde hastanede görevli organ nakli koordinatörleri Ulusal koordinasyon Merkezine bildirmektedir. Bu merkez, donörün (verici) organ ve dokularının ülke genelinde nakil beklemekte olan hastalardan aciliyet ve organ uyumu kriterlerine göre en uygun hastanın bulunduğu organ Nakli Merkezine gönderilmesini sağlamaktadır. 

                 Çevrenizdekilere Organ Bağışı Kampanyasını tanıtın ve Bağış kartlarını verin. Organ Bağışının öneminin anlatılmasına ve yaygınlaştırılmasına yardımcı olun. Organ Bağışı hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için "Türkiye Böbrek Nakli Ve Diyaliz Hastalarına Hizmet Vakfı" ile irtibat kurunuz.

                   Unutmayınız: "Bağışlanan Organ, Filizlenen Candır".