banner399

MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ PROF. DR. MUSTAFA ERDEM BAYBURT’TA KONFERANS VERDİ

''Türk Devleti Ülkesiyle Ve Milletiyle Bölünemez Mukaddes Bir Bütündür'' diyen Erdem AKP İktidarının yanlışlar içinde olduğunu ve Türk milletini kandırarak siyaset yaptığını belirtti.

MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ PROF. DR. MUSTAFA ERDEM BAYBURT’TA KONFERANS VERDİ
04 Şubat 2013 Pazartesi 15:02

banner476

 MHP Ankara milletvekili Prof. Dr. Mustafa Erdem Bayburt’ta''İslam ve Milli Bütünlük'' konulu konferans verdi.

              Bayburt MHP İl Teşkilatının organizasyonla gerçekleşen, Ankara MHP Milletvekili İlahiyatçı Profesör Doktor Mustafa Erdem’in katıldığı''İslam ve Milli Bütünlük''konulu konferans öncesi Bayburt Gazeteciler Cemiyetini ziyaret eden heyet Cemiyet Başkanı Yaşar Yıldız'dan Bayburt basını hakkında bilgi aldılar. Konferans, Şair Zihni Kültür Merkezi çok amaçlı salonunda gerçekleşti.

        Konferans’a Bayburt MHP İl Başkanı İdris Aydın, Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Yıldırım, Arpalı Belde Belediye Başkanı Aydın Irmak, MHP Merkez Yürütme Kurul Üyesi Bekir Kasap, İl Genel Meclis Üyesi ve Belediye Meclis Üyeleri, İl ve İlçe Teşkilat yöneticileri, Kadın Kolları Başkanı Süreyya Hancı ve yöneticileri ile partililer katıldı.

              ''Türk Devleti Ülkesiyle Ve Milletiyle Bölünemez Mukaddes Bir Bütündür''diyen Mustafa Erdem;(Kur'an-ı Kerim Maide Suresi ayet:54) ifadesiyle Arapların yerine geçeceği müjdelenen ve hadisi şeriflerde Hz Peygamberin övgüsüne mazhar olan ve Yüce Allah tarafından Dünya nizamını kurmakla görevlendirildiklerine inanan Türkler topluca Müslüman oluyorlardı.

             Kaşgarlı Mahmud bu duygu ve düşüncelere binaen Divan-ı Lügat-it Türk adlı eserinde Türklere''Cundullah/Allah'ın Ordusu''demiştir. Selçuklulardan sonra kurulan Osmanlı devleti bir''Cihan Devleti''olarak İslam'ın bayraktarlığını yaparak, dünyaya adalet ve nizam vermiştir. Kısaca; Türkler, kahramanlık, cesaret, misafirperverlik, dürüstlük, adalet, disiplin, teşkilatçılık, toplumculuk, dayanışmacılık gibi ahlaki, ırki özellikleri ve İslam öncesi devirlerde de var olan''Cihan Hâkimiyeti- Dünya Devleti'' kurma ülküsü ve ''Dünya Nizamı-Dünya Barışı''düşünceleri sayesinde diğer İslam milletlerinden farklı olarak İslam'a farklı bir renk, koku ve şevk verdiler, onu bir''Dünya Dini''haline getirdiler.

         Batı Balkanları bir şekilde elimizden aldı. Yunanistan adaları geri aldı. Arap dünyasını elimizden kopardı. İslam dünyasında bir küçücük yarımadaya bizi sıkıştırdı. Ama bununla da yetinmiyorlar, hedef bizi tamamıyla Anadolu’dan uzaklaştırmak. Bundan 2 yıl kadar önce 2010 yılında Ağustos ayında bir kanun hükmünde kararname çıktı. Kanun hükmünde çıkarılan kararnamenin Türkiye için hayati önem taşıyan kısmı Azınlık Vakıf mallarının iadesi konusu. Fakat bunu arayan bir kişinin azınlıklarda, vakıflarda, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında bulması lazım bu maddeyi.

                   Nerede çıktı biliyor musunuz? Tarım Bakanlığı ile ilgili bir kanun hükmündeki kararnamenin kuyruğunda çıktı. Tarım Bakanlığı ile Azınlık Vakıflarının ne alakası var diye sormak lazım. Kararda ‘azınlıklara ait bin 936 envanteri ile kayda geçmiş olan ne varsa hepsinin iade edeceğiz’ denmiştir. Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bu maddede yetmezmiş gibi, ‘Biz gasp ettiklerimizi iade ediyoruz?’ diyerek ne var ne yok hepsini bunun içine kattı. Ben açıkça söylüyorum. Eğer o mantığa bakılırsa 1071 Anadolu, 1453’te de İstanbul gasp edilmiştir. İçinizde ecdadına ihanet edebilecek bir tane alçak var mı, bunu kapsamın içerisine katsın.

            Soruyorum size. Bu milletin içerisinde buraları gasp edilmiş mal olarak değil, ecdadın İslam’ın irfanını, insanlığın şerefini, Türk milletinin asaletini yaşatacak bir vatan toprağı olduğuna inanıyor herkes. Biz buraları vatanlaştırdık.  Kim nereye cehennem olursa olsun Türk milletinin buradan başka gideceği bir yer yok. Ama bu milletle kan, din, duygu bağı olmayan zavallılar nereye giderse gitsin kapımız sonuna kadar açıktır.  Ama bu milleti Müslüman ve Türk görünerek milletin kanını zehirlenmesine de kimsenin müsaade etmemesi lazım.

           Mecliste Vakıf malları ile alakalı olarak bütçe görüşmelerinde bir söz aldım. Sayın Bülent Arınç’ta orda. Dedim ki, “Ermenilerin ayaklandığı, Anadolu’da Türk’ün en acı günlerini yaşadığı 1914 yılında Diyarbakır Sur Kilisesi çan kulesi minareden uzun olduğu için top atışları ile yıkıldı. Ama bugün sözüm ona Türkiye’yi Dünya’nın sayılı ülkeleri arasına getirdiklerini iddia edenler, 97 yıl sonra o kilisenin kulesini minareden uzun yaptılar yetmedi ve Rusya’dan da çan getirerek orada çaldırdılar. Bu mu Müslümanlık, bu mu insanlık, bu mu vatana, ecdada hizmet.

              Ermenilerin gönlünü alabilmek için Akdamar Kilisesini restore ettiniz. Türkiye’de yeteri derecede Ermeni olmadığı için dışarıdan getirip açılış yapıp, ibadete kapalı olan kilisedeki ibadeti geleneksel hale getirdiniz. Sümela manastırını restore edip, Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Trabzon’u fethettiği günde açılışını yaparak intikam aldınız. Şimdi ibadete açtınız. Rahmi Koç Yunanistan Ortodokslarını bir gemi kiralayarak Trabzon’a getirdiğinde, Trabzon insanı bu gemi Hıristiyan taşıyor, fitne taşıyor diye Trabzon’a sokmamıştı. Ama AKP iktidarı geldikten sonra Yunanistan Hıristiyanlarını çağırarak, belediye başkanı ile filan açılış yaptılar. Bunları hepsi benim açımdan birer züldür” diye mecliste söyledim. Sayın Arınç bundan rahatsızlık duyup kürsüye gelerek, “Bu İlahiyat profesörü hocamıza bunların hepsini iade ediyorum” dedi. Ben tekrar cevap hakkı için kürsüye çıktığımda, “Tüm bu söylediklerimin olması benim için zuldür. Senin için onursa, bu onur sana yeter. Şunu söylüyorum. Veren Allah bir gün alır.

                  Uyuyan Türk milleti ayağa kalkar ve bunun hesabını da bir gün elbet sorar. Şuan mecliste olmasam bunların farkına varma imkânım yoktu. Ama özür dilerim buradaki değerli basın mensubu kardeşlerimden. Basında varlığını iktidarla birlikte ancak değerlendirebildiği veya pek çoğu iktidardan beslendiği için bu milleti zehirleme sorumluluğunu üstlendiği için gerçeği yansıtmıyor. Milli Eğitim Eski Bakanı Ömer Dinçer’in bu millete dayattığı bir 4+4+4 yasası vardı. Size açıkça söyleyeyim. Hiç bir iş işlemesem mecliste yapmış olduğum 3 konuşmayı rabbim günahlarıma kefaret eder diye ümit ediyorum.

            Sizin bildiğiniz hiçbir şey mecliste olmadı da onun için. 4+4+4’ün içerisinde İmam Hatip Okulu yoktu. Peygamberimizin hayatı, Kuran-ı Kerim ve ilmihal dersleri yoktu. Allah razı olsun hemşeriniz Gümüşhaneli Özcan Yeniçeri bizim Milli Eğitim komisyonundaydı. Bir önerge ile bunları o teklif etti. En son Oktay Vural, Mehmet Şandır, Zuhal Topçu, Özcan Yeniçeri ve Mustafa Erdem olarak imzalayıp biz verdik. Ama bizim Müslüman milletimizin oy verdiği AKP, mecliste utanmadan, sıkılmadan el kaldırarak bunları reddettiler. Sonra baktılar ki siyaseten yanlış yapıldı. Bir satır gerekçe eklenerek bizim verdiğimiz önergeyi kendileri tekrar verdiler ve biz destekledik.

              Basın işin bu tarafıyla ilgilendi. ‘AKP’nin verdiği önergeyi MHP desteklemek suretiyle İmam Hatip okulları açıldı, Kuran dersi, ilmihal dersi ve peygamberimizin hayatı dersi konuldu’ dendi. Ve bunun siyasi rantını istismar eden suratsızlar faydalandılar. Asil Türk milletinin şerefli bacıları buradayken bir şey daha. Üniversitelerden şu başörtüsü yasağı ebediyen kalksın ve AKP bu konuyu her daim istismar ederek sahtekârlığını da yüzünden akıtmasın dedik. Müslüman AKP’nin oyları ile bu da reddedildi. Şuanda üniversitelerde yasak devam ediyor. Niçin biraz daha birkaç kişi sürünsün, ezilsin. Ondan sonrada istismar için yeniden devreye girerek oy istesinler.

                Osmanlıyla övünen, onur duyan ve mirasını kendisine miras olarak ifade eden insanların şunu göz ardı etmemesi lazım. Şeyh Edebali bizim her şeyimizdir. Sayın Başbakan’a, sayın Gül’e, Ecevit ve Erbakan’a üniversite adı verildi. Merhum Başbuğ’a başbakanlık yapmadığı için verilmedi. Ama bir kişiye daha verilmedi. Bilecik Üniversitesi’nin adını Şeyh Edebali diye teklif ettik. Onu da kabul etmediler. Nerde kaldı Osmanlı ve ecdat sevginiz.

               Netice itibariyle bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Şuan da yaşaya geldiğimiz meclisteki sıkıntı Türk toplumunun bölünmesinin yollarını açmaktadır. Terörist başının İmralı’da vermiş olduğu talimat birer birer uygulanmaktadır. Amerika’nın küresel güçlerin dayatmaları bir şekilde sonuca gelmektedir. Türkiye’de birlik ve beraberliği bir şekilde sağlamak zorunda olanlar bölünme ve parçalanmayı meşrulaştırmaya gayret etmektedirler. Dün askere lanet okuyanlar, bugün askere sahip çıkıyor ve ne hikmetse medyamız bunun niye böyle olduğunu bir türlü sorgulamıyor. Biraz insanda kişilik olur, birazda onu alkışlayanlarda kişilik olur. Dün askeri lanetledin alkış, bugün askere sahip çıkıyorsun alkış. Bu nasıl ikiyüzlülük, nasıl Müslümanlık soruyorum size.

                 Libya’da NATO’nun ne işi varmış dediniz, NATO’dan siz NATO adına girdiniz. Kürecik’te radar üstünün ne işi var dediniz, daha kanun çıkmadan Kürecik’e radar üstünü açtınız. Beşer Esad’la sarmaş dolaş oldunuz. Hanımefendiler balayına çıkar gibi sağda solda gezdi. Bugün Esad’ın haddini bildirmek için bana yardım edin dediniz. Bu nasıl bir kişilik, nasıl bir devlet adamlığı, nasıl bir Müslümanlıktır. Büyükşehir Belediyeler Yasası Türkiye’nin bölünmesi için bölücü başının talimatı ile çıkarılmış bir yasadır. Anadilde savunma, PKK’nın talepleri yavaş yavaş meşruiyet çizgisine çekiliyor. Şimdi bu millet saf yerine konularak dağdakilerle savaşırken siyasi uzantılarıyla müzakere edeceğiz deniliyor. Ve bugün sayın Başbakan çıkmış diyor ki, ‘’İmralı ile ilişkilerimiz çok iyi şu aşamada.”

              Beyler, hanımefendiler bir yere dikkat çekmek istiyorum. Televizyonlarda sayın Başbakan ve AKP önderlerinin beyanları bu milleti uyuşturmak için yapılıyor. Uygulama başkadır. Siz söylenenlere değil yapılanlara bakın. Bu milletin uyuşturuluyor. Nerede kaldı hani terörist başını idam edeceksiniz, nerde PKK’ya haddini bildirecektiniz. Nerde kaldı vekillerin dokunulmazlıklarını kaldıracaktınız. Beyler oy verdiklerimizin, memleketi yönettiklerine inandıklarımızın ve netice itibariyle bu çuvalı başımıza geçirenlerin kim olduğunu bilmez isek sonuçta mağdur olmaktan bizi kimse kurtaramaz. Netice itibariyle Türkiye şuanda ciddi bir kıskacın içine doğru sokuluyor. PKK ile müzakere ediliyor, BDP ile işbirliği yapılıyor. Anayasa değiştirmek suretiyle bu işe bir kılıf hazırlanıyor.

                 Ve sayın Başbakan açıkladı : ‘Biz anayasayı referanduma götürdüğümüzde hangi parti destek verirse onunla birlikte yapacağız’ dedi. Yani BDP ile her halükârda biriz ve bundan başka destekçimizde yok demek istedi. AKP, PKK, BDP rol paylaşımı yapıyor ve Türkiye’de bir şekilde terör örgütünün istekleri, Amerika’nın istekleri gerçekleştiriliyor. Sayın Başbakan Dersim’e sahip çıkıyor, utanıyorum. Ben biliyorum ki Sayın Başbakan’ın Dersim’le hiçbir ortak paydası yok. Ama rol icabı nasıl bulandırabilirsem havayı o kadar kar diyor.

             Şuanda Türkiye’de Türk, Kürt, Laz, Çerkez diye bir kavram yok. Beyler AKP çıkmadan, açılım olmadan önce Türkiye’de Türk-Kürt ayrımı yoktu. Herkes birbiriyle evlenebiliyordu. Yüzde 25-28 oranında. Mersin üniversitesi bir araştırma yaptı. Açılım çıktıktan sonra bu oran sıfıra indi. Bu mu birlik kardeşlik Allah aşkına soruyorum sizlere.  Niye tepki vermiyoruz. Bu kadar mı uyuştu bu millet. PKK ‘nın isteklerini çık, Güneydoğu’da homojen bir Kürt yapısı yokken, Arap’ını, Türk’ünü, Kürdü’nü, Zazası’nı PKK’nın insafına vereceksin, gelip Müslümanlara hükmedecekler. Soruyorum Barzani’yi kim koruyup, sahip çıkıyor. Siz Irak’ın toprak bütünlüğünü savunduğunuzu söylüyorsunuz, ondan sonrada Maliki ile kavga eden Barzani’ye şımartıp devlet yapıyorsunuz. Ondan sonrada Irak’taki anayasal haklara saygı duyuyoruz. Irak’ta anayasa mı kaldı soruyorum sizlere.

            Türkiye’de hazırlanan anayasa hesapları da böyle. Bu anayasada birliğin sağlanabilmesinin olmazsa olmaz şartı Türk kelimesinin anayasadan çıkarılmasıdır. Size söylüyorum Bayburtlular ya Türk olacak yaşayacak, ya da PKK’nın emrine girecek misiniz? Takdir size ait ama Bayburtlu Müslüman Türk milletinin çocuğu ecdadının emanetine sahip çıkmak gibi bir duyarlılığa her zaman sahip. Ben Türk milletinin bu oyunlardan bir gün kurtulacağına bu memleketi bölmek ve parçalamak isteyenlere bir gün haddini bildireceğine inanıyorum. Bunlar sanıyorlar ki Türk milleti ebedi uyuşup kalacak ve ondan sonrada Amerika, Rusya, Barzani, Talabani emeline erecek. Ve birileri de bunlara yapmış oldukları taşeronluktan dolayı ahrette çekeceği zilleti bilmem ama dünyada payidar olacak.

              Bir ayeti kerimede yüce rabbimiz şöyle buyuruyor: “Gevşemeyin, üzülmeyin. İnanıyorsanız en yücede siz olacaksınız.’’ Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.”

             Konferansta bir konuşma yapan MHP Bayburt İl Başkanı İdris Aydın ise, “En son TÜİK’in verdiği rakamlara göre üniversitede kurulmasına rağmen Bayburt’un nüfusu 1500 kişi azalmıştır. 75 bin 782’ye düşmüştür. Bayburt’un en ciddi sıkıntılarının başında göç geliyor. Bu memleketi 10 yıldır yöneten hükümet Bayburt’la ilgili tek bir ciddi proje yaparak göçün önünü almak adına hiç bir şey yapmamıştır. Pardon 1 tek önemli projeleri var. Afganistan mültecilerini getirip Bayburt’a yerleştirmek ve Bayburt’taki göçün önünü almak” dedi.    

             MHP Ankara milletvekili Prof. Dr. Mustafa Erdeme, Bayburt’ta''İslam ve Milli Bütünlük'' konulu konferans nedeniyle Bayburt Saat Kulesinin Taş maketi ve yöresel kumaş Ehram dan yapılma kravat hediye edildi.







Etiketler; #MHP

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.