Bayburt Ülkü Ocakları 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramında Bayburt Merkez spor salonunda düzenlediği Ülküde Birlik konserinde Ali Kınık ve Ozan Erhan Çerkezoğlu sahne aldı. Çeşitli şiirlerin ve Bayburt Ground Rap’ın söyledikleri parçalarla hareketlenen kalabalık, Ozan Erhan Çerkezoğlu ve Ali Kınık’la coştu.

               Enver Kırıcını sunuculuğunu yaptığı ve MHP il başkanı Suat Karapınar, Ülkü Ocakları Başkanı Oğuzhan Okutmuş’un konuşmalarıyla başlayan geceye çevre illerden ocak başkanları katıldı.

              Bayburt Ülkü Ocak Başkanı Oğuzhan Okutmuş salondakilere hitaben yaptığı konuşmada ‘’ Sayın il başkanım, Arpalı Belediye Başkanım, Trabzon, Erzincan, Gümüşhane, Giresun ve Artvin illerinden kilometrelerce yol gelip bizleri yalnız bırakmayan kıymetli Ocak Başkanlarım, merkez ilçe, ilçe ve belde başkanlarım, basınımızın güzide temsilcileri, emniyet teşkilatının mesai gözetmeksizin çalışan sayın görevlileri, kıymetli misafirler, başımızın tacı muhterem hanımefendiler ve her gece olduğu gibi üst kısımlarda yerini alan heyecan ve aksiyon dolu genç bozkurt kardeşlerim hepiniz ülküde birlik adlı şölenimize hoş geldiniz, şan getirdiniz şerefler verdiniz.

                        Bu tür şölen ve konserler müzik eğlencenin yanı sıra ilçelerden, beldelerden, köylerden ve çevre illerden gelen gönüldaşlarımızın birbirleri ile istişare etme, özlem giderme ve hasbıhal olma alanlarıdır. Ülkücü hareketin geleceğe dair kadrolarını ve programlarını dosta düşmana karşı gösterdikleri büyük kurultaylardır.  Bugün 19 Mayıs 2012 yalnız bizler kurtuluş savaşının fiilen başladığı 1919 yılındaki gibi aynı ruh ve heyecanla bu salonu doldurmuş bulunmaktayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. O ruh ile bugünü Atatürk’ü anma ve gençlik spor bayramı olarak kutlarken gençlik ve gençliğin merkezi olan ülkü ocakları ile alakalı fikirlerimi sizlerle paylaşacağım.

                        Yakın tarihimize bakıldığı zaman ülkücü hareket dıştan gelen tüm tehditlere karşı ülkenin emniyet kanadı olmayı ve milletin özünü korumayı başarmıştır. Zaman zaman isminin kötü algılar oluşturabilecek şekilde anılmasına sebep olmak için kara propagandalara, asılsız iddialara ve haksız saldırılara uğramasına rağmen, mayasının temizliğinden midir yoksa inancının kusursuz olmasından mı bilinmez, hiç bir zaman bitirilememiş, yok edilememiş ve ülküsünün dışına çıkarılamamıştır. 40 yıllık onurlu bir geçmişin ardından kurumsallaşmış bir yapı ile yine bugün gençliğin tüm sorunları ve eksikleri etrafında kümeleşmiş, çözüm önerilerini üretmiş, geleceğe yönelik faaliyet ve çalışmalarını sürdürmüştür.

            Çağın durumuna göre milletinin, devletinin ve diyanetinin faydasına olan her türlü mücadele sistemini kendine görev saymış olan ülkü ocakları ve onun cefakâr mensupları, bugünde Türk gençliği üzerinde oynanan yabancılaştırma, benliğini kaybettirme, milli ve manevi değerlerden uzaklaştırma oyunlarının karşısında en sağlam kale olarak durmakta ve mücadele etmektedir. Bu sebepledir ki ülke içindeki ve dışındaki şer güçler Türk milletini muasır medeniyetler seviyesine ulaştırma gayesi olan ülkü ocaklarının varlığından ve felsefesinden fazlaca rahatsızdırlar. yapılan her güzel çalışmanın önü tıkanmakta, devlete adanmış isimlerin üzeri örtülmekte, şan ile şeref ile dolu mazi gösterilmemekte ve çekilen çilelerin kutsallığına çamur atılmaya çalışılmaktadır.

             Bugün gençlik yok sayılmakta, gayesizleştirilmekte, içeriği sığ tartışmaların içine çekilip mankurtlaştırılmaktadır. Yüzlerce asılsız, belgesiz ve mesnetsiz görüş kabul görmekte ve savunuculuğu yapılmaktadır. Habur görüntülerini dahi kabul edip, sineye çeken bir millet haline gelinmesine müsaade edilmekte, terör örgütü haklı bir mücadelenin ürünü gibi süslenmekte, müzakerelerden derman beklenmekte, dağ kadrosuna ovada imkanlar sunularak çözüm aranmakta iken bunları uzlaşmanın ön çalışması gibi değerlendirip, meyvesinin ağrı ilinde kalleşçe yapılan bir saldırı sonucu görev şehidi olan cumhuriyet savcısı olduğunu kabul etmeyen bir zihniyet ve gençlik oluşturma çabaları tüm hızıyla ve zaman kaybetmeden sürdürülmektedir.

             Televizyon ekranlarında Marksist ve Leninist düşüncelerin reklâmı yapılmakta o düşüncenin ürünü olan deniz gezmiş ve arkadaşları 2 gün boyunca gayri milli basın tarafından anılmakta, diğer taraftan da yaptığı bütün hainlikler unutulmuş gibi müziğin evrenselliği kisvesi altında Ahmet Kaya’ya mazlum Anadolu çocuğu gömleği giydirilmektedir. Basının özgürlük ilkesine dayanarak tüm bu cenahı kucaklayanlar ekranlarında yılda bir defa eşine ve benzerine rastlanmamış bir şekilde dünyanın dört bir yerinde anılan başbuğ’a 30 saniyeyi çok görmekte, her birinin ayrı bir hikâyesi olan aziz ülkücü şehitlerimizi ise görmemezlikten gelmektedirler.

             Fakat tüm baskılara direnecek kadar kudretimiz, senaryoları anlayacak kadar zekâmız, yılmayacak kadar imanımız, yıkılmayacak kadar sevdamız ve korkmayacak kadar şerefli bir tarihimiz olduğunu bu haramzadelere tekrar hatırlatmak isterim. Tüm bu lobileşmelere rağmen hareketimizin başbuğ’u Alparslan Türkeş’in “ kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler kuvvetlisiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Davamızın selameti birliktedir.” sözleri kulaklarımızda çınlamakta tüm bu olumsuzluklar birliğimizi ve saflarımızı sıklaştırmaktadır.

                 Davamızın günü birlik şahsi gelecek kaygısı taşıyanlardan oluşan geçici bir siyasi hareket değil, “yeri gelirse can feda Anadolu yeniden fethedilir.” diyen yiğit lider’den ve daha önce 3 ilçe başkanının da ard arda şehit edildiği Zeytinburnu ilçesinin gönülleri ile toplantı yapan başbuğ’a salonda bulunan 24 kişinin de ayağa kalkarak son ilçe başkanlarının 4 gün önce şehit edildiğini düşünmeden şehit edileceğini bile bile yüreklice ben varım diyen yiğitlerden oluşan ebedi bir mefkûre olduğunu da ifade etmek istiyorum.

               Gerçekten inananlar ordusu olarak yarım asra dayanan misyonumuz ile mücadelemize devam edecek, Türk milletini milli ve manevi değerler çerçevesinde birleştirip, tek kanatlı kuş uçamaz misali çift kanadıyla semaya kanat çırpan o büyük Türkiye yi hep birlikte inşa edeceğiz.

             Önce vatan, sonra vatan, sonra yine vatan diyen, milletinin, vatanının, devletinin menfaatlerini, her türlü şahıs menfaatinin üzerinde tutan, genç bozkurtlar sizlere sesleniyorum: Alparslan Türkeş’in tırnaklarının çekildiğini, verdiği mücadeleyi, tabutlukları, c-5leri düşünün, Arvasi hocayı, Nihal atsız’ ı, Ziya Gökalp’ı, gün Sazak’ı, Dündar Taşer’i anlayın, işkence mağdurlarını, 14’leri, babası şehit düşünce yetim kalan buğra’yı, kırılmadık kemiği kalmayan Önkuzu’ yu, İmamoğlunu, Baktemur’ u hatırlayın, Azerbaycan’a,  Doğu Türkistan’a, Dağıstan’a, Kırgızistan’a ve Kafkasya’ya bakın. Bakın ve görün ki bu davanın, şehitlerin ve Türkî cumhuriyetlerin yükünün omuzlarınızda olduğunu anlayın.

                Dik duruşunuzdan taviz vermeden, bayrağı lekelemeden bilinçli ve ülkücü ahlaka yakışan bir şekilde okullarınız da sağlayacağınız başarı ile ülke yönetimine talip olun ve yıllardır Müslüman türkün üzerinde oynanan bu oyunlara son verin. Ümit ediyorum ki, bu toplantı bir diriliş olmalıdır. bu toplantı yeniden başlangıç olmalıdır. Bu toplantı birliğin merkezi olmalıdır.

              Selam olsun ayrılıktaki gazabı görenlere, selam olsun habur görüntülerinden rahatsız olanlara, selam olsun karşılıksız sevenlere selam olsun zulme ve haksızlığa karşı boyun eğmeyenlere, selam olsun kop şehitlerine, selam olsun İmamoğlu ve Tezer’e selam olsun Türk boylarına, İslam ülkelerine, selam olsun Bayburt’um sana selam olsun geceniz hayırlı olsun hepinizi sevgi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.''

           ''Ülküde Birlik Konseri'' ,  Çeşitli şiirlerin ve Bayburt Ground Rap’ın söyledikleri parçalarla hareketlenen kalabalık, Ozan Erhan Çerkezoğlu ve Ali Kınık’la coştu. Yaklaşık üç saat süren konser sanatçılarla fotoğraf çekimiyle sona erdi.